FORUM SİTEMİZ AÇILMIŞTIR SAĞ ÜST KÖŞEDE "FORUM" YAZAN LİNKE TIKLAYARAK ULAŞABİLİRSİNİZ
Webzevki
Hakkımda
Türkiye ve gerçek
Kategoriler
Son yorumlar
Son Yazılar
FORUM SİTEMİZE BEKLİYORUZ
FORUM SİTEMİZE BEKLİYORUZ -- FORUM SİTEMİZ AÇILMIŞTIR
www.webzebanisi.net WEBZEBAİSİ FORUM SİTEMİZE GİREBİLİRSİNİZ..Bekliyoruzz üye olun................
(0) Baglanti
Milli Gelir
| Yeni Milli Gelir
Hesap Yöntemi Aralık
ayında Avrupa Hesap Sistemi'ne geçişle milli gelirin bir gecede
yüzde 20-35 aralığında artması bekleniyor. Bununla birlikte Türkiye,
dünyada kişibaşına düşen milli gelir sıralamasında 13 ile 19 basamak
yükselecek. |
|
(0) Baglanti
Turizm Ekonomisi
Dünya Turizm Liginin Neresindeyiz?
Güney Avrupa'nın yükselen turizm ekonomisi Türkiye, bunu
sadece "kum-deniz-güneş"e yaslanarak yapıyor. Turizm çeşitliliği ve
bölgesel çeşniyi ihmal etmeyen, yatırımcı bir politikayla, 10 yıl
içinde İspanya'nın tahtını elinden alabilir; ama...
BİA (İstanbul) - 2004 turizm performansı, ülkeler itibariyle nasıl gelişti, Türkiye 2004 dünya turizm ligini kaçıncı sırada tamamladı? Bu soruları Dünya Turizm Örgütü (DTÖ - WTO) verilerinin yardımıyla yanıtlayalım.
Hemen belirtelim ki, WTO, 2004 için bölge analizleri yapmakla beraber ülkeler bazında analizini henüz yayımlamadı. Ama bölge sonuçlarından giderek Türkiye'nin 2004'te dünya turizm liginde nasıl bir yere geldiğini kestirebiliriz.
Yeniden hatırlatalım; dünya turizmi 2004'ü olağanüstü bir sonuçla tamamladı ve son 20 yılın en yüksek büyümesini gerçekleştirdi. Gelen turist sayısının yüzde 10 arttığı 2004'te böylece turizm pazarı 760 milyon turiste kadar genişledi. Bu, bir yılda turist sayısına yaklaşık 70 milyon turistin eklenmesi demekti.
Yine yeniden hatırlatalım ki, geçen yılki büyümeden en büyük payı, önceki yılın SARS faciasından dolayı kayba uğrayan Asya-Pasifik ülkeleri aldı. 70 milyon turist artışının yaklaşık yarısı bu bölgeye gitti. Ancak Tsunami felaketi ile hızı kesilen Asya turizminin 2005'te bu kazancını yine kaybedeceği söylenebilir.
2004'ü yüzde 4 büyüme ile kapayan Avrupa turizmi içinde yer alan Türkiye, bölgesinin en hızlı gelişen ülkelerinden biri oldu. Yabancı turist sayısı 14 milyondan 17 milyona çıkan Türkiye'nin böylece yüzde 21 büyüme ile Akdeniz'in en hızlı gelişen ülkesi olduğunu söylemek mümkün. Turizm gelirleri açısından da benzer şeyler söylemek mümkün.
Dünyada turizm gelirlerinin 523 milyar dolardan 575 milyar dolara çıkarak yüzde 10 dolayında artmış olduğunu tahmin ediyoruz. Türkiye'nin yabancılardan sağladığı gelir 2003'te 9.6 milyar dolar iken 2004'te 12 milyar dolara çıktı, yani yüzde 24'e yakın arttı. Ancak Türkiye artık WTO'ya turizm geliri olarak "Alamancılarımız"ın getirdiği dövizi de turizm gelirine ekleyerek bildiriyor ve bu rakam 2003'te 13.2 milyar dolar olarak bildirilmişti, bu yıl ise 15.9 milyar dolar olarak bildirilecek.
Türkiye geçen yılın beyanı olan 13.2 milyar dolarlık turizm geliri ile dünya sıralamasında Avusturya'nın ardından 9. sırada yer almış ve Yunanistan'ı 2 milyar dolar geride bırakmıştı. Bu yılın 15.9 milyar dolarlık geliri ile ise Avusturya'yı sollayıp Çin'in ardından 8. sırayı alması çok muhtemel. Türkiye'nin Dünya turizm pastasından aldığı pay ise 575 milyar dolarlık dünya pastasından yüzde 2'nin biraz üstünde olacak. Pastadan en büyük payları yüzde 12 ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD), yüzde 8 ile İspanya, yüzde 7 ile Fransa, yüzde 6 ile İtalya almayı sürdürüyor.
Bu sonuçlardan sonra, dünyadaki turizm trendi, Türkiye'nin yerine dair başka şeylere de işaret ediyor. O da Türkiye'nin Güney Avrupa'nın yükselen turizm endüstrisi olduğu gerçeğidir.
Dünya Turizm Örgütü verileri ile Güney Avrupa ülkelerinin turizm performansı şöyle:
İspanya:
1990'da 34
1995'de 35
2000'de 48
2001'de 50
2002'de 52
2003'de 52
2004'de (b)
2003/1990(%) 52
2000/03(%) 8
İtalya:
1990'da 27
1995'da 31
2000'da 41
2001'de 39
2002'de 40
2003'de 40
2004'de (b)
2003/1990(%) 48
2000/03(%) -2
Türkiye:
1990'da 5
1995'da 7
2000'da 9
2001'de 11
2002'de 13
2003'de 13
2004'de 17
2003/1990(%) 160
2000/03(%) 44
Yunanistan:
1990'da 9
1995'da 10
2000'da 13
2001'de 14
2002'de 14
2003'de 14
2004'de (b)
2003/1990(%) 55
2000/03(%) 7
Portekiz:
1990'da 8
1995'da 9
2000'da 12
2001'de 12
2002'de 12
2003'de 12
2004'de (b)
2003/1990(%) 50
2000/03(%) 0
* (b): 2004 verisi yok
* Gelen Turist Sayısı; milyon kişi
Yukarıdaki tablodan 1990 sonrası Güney Avrupa turizminin gelişme eğilimlerini görebiliyoruz. Akdeniz'in turizm lideri İspanya'nın 1990'dan 2003'e turist girişini yüzde 52 artırdığını ama son 4 yılın trendine bakıldığında 50 milyon turistte tıkandığını görüyoruz. İspanya'nın 2000-2003 büyümesi yüzde 8'de kalmış. Ya da yılda yüzde 2 artış gösterebiliyor turist girişi.
İtalya, İspanya'nınkine benzer bir tempoda 1990'dan 2003'e yüzde 48 artırmış turist girişini ama 2000'den bu yana patinaj yapıyor, hatta 2000'de gelenden 1 milyon eksilmiş 2003'te turist girişi. Yani İtalya'nın da büyümesi durmuş.
Yunanistan ve Portekiz için de aynı şeyi söylemek mümkün. Onların da 1995 sonrası büyümeleri oldukça yavaşlamış ve Yunanistan 14, Portekiz 12 milyon turistte takılmışlar.
Buna karşılık Türkiye, özellikle 2000 sonrası dönemde çok hızlı bir tırmanış halinde. 1990'dan 2003'e Türkiye'ye turist girişi 9 milyondan 13 milyona çıkarak yüzde 160 artmış. 2004'ü dikkate alırsanız artış yüzde 240'ı buluyor. 2000/2003 dönemi artışı ise yüzde 44 ile diğer ülkelerin büyümelerinin kat be kat üstünde.
Gelen turist sayısı, turizm performansının ölçülmesinde kullanılan ölçütlerden biri ama en hassas ölçü değil. Kelle sayısı kadar nitelik de önemli. Turist başına harcama ne kadar? Böyle de bir analizin yapılması gerekli. Ayrıca her ülkenin sahip olduğu nüfusa göre, turizm endüstrisinden kazandığı gelir de önemli. Bu ölçütlere de bakmak gerekli. Ama bunlarla da ölçsek, Güney Avrupa için aynı sonuca ulaşabiliriz. Son 10 yılda Güney Avrupa'da en hızlı büyüyen turizm ekonomisi Türkiye'ninki. Bu yadsınamaz bir gerçek. İspanya ve İtalya duraklama hatta tempo yitirme dönemine girdiler. Yunanistan ve Portekiz ise Türkiye'nin hızlı temposunun gerisine düştüler. Türkiye, Akdeniz sevenler için artık İspanya ve İtalya'nın alternatifi olma yolunda.
Bu pozitif tabloya rağmen bir gerçek var. Türkiye, Güney Avrupa'nın bu yükselen ekonomisi olmasına karşın, bunu sadece kum-deniz-güneş bacağına yaslanarak yapmanın yanlışlığı içinde. Turizm çeşitliliği ve bölgesel çeşniyi ihmal etmeyen, yatırımcı, atılımcı bir politikaya sahip olmamız halinde, 10 yıl içinde İspanya'nın tahtını elinden almak işten değil. Ama böyle bir vizyona ve kararlılığa sahip olacak yönetim nerede? (MS/BB)
Mustafa SÖNMEZ,
25/02/2005
(0) Baglanti
Türkiye’nin Dış Borçları
Türkiye’nin Dış Borçları, Mahfi Eğilmez
2006 sonu itibarıyla Türkiye'nin toplam dış borç stoku 207 milyar
dolar. Aynı yılın sonunda GSMH'mız 400 milyar dolar olduğuna göre
demek ki dış borç yükümüz yüzde 52. Bu borcun yaklaşık 70 milyar
doları kamu kesimine, 16 milyar doları TCMB'ye, 121 milyar doları da
özel kesime ait. 206 milyar dolarlık toplam dış borcumuzun yaklaşık
42 milyar dolarlık bölümü kısa vadeli, kalan 165 milyar dolarlık
bölümü de uzun vadeli borç niteliğinde.

Merkezi yönetim dış borç stokunun ortalama vadesi 7.5 yıl. Stokun döviz cinsinden ağırlığı dolarla. Merkezi yönetim toplam dış borcunun yüzde 54'ü dolar, yüzde 29'u avro, yüzde 13'ü SDR, yüzde 3'ü Japon Yeni ve kalanı da çeşitli dövizlerden. (IMF'nin hesap birimi olan SDR bugünlerde 1.52 USD'ye eşit.)
1999 yılı başında Türkiye'nin, 1994 kriziyle kullanılan stand by desteğinin bedeli olan 165 milyon SDR'lik ödemesi dışında IMF'ye herhangi bir borcu yoktu. 1999 yılı sonunda IMF ile girilen 17. stand by düzenlemesiyle 800 milyon dolar tutarında kullanım yapıldı. Sonraki yıllarda 18 ve 19. stand by düzenlemelerine girildi ve Türkiye IMF'den 1999 yılı ile 2006 yılı arasında yaklaşık olarak 42 milyar dolar destek aldı. Bunun önemli bir bölümünü geri ödedi, geriye kalan borcu Mart 2007 itibarıyla 8.5 milyar dolar dolayında bulunuyor.
Hazine Müsteşarlığı'nın Mart 2007 tarihli Kamu Borç Yönetimi Raporu'ndan derlediğim aşağıdaki tablo bunlardan öteye bir şeyler söylüyor bize. Toplam dış borç stoku artmaya devam ediyor. Kamu kesimindeki artış hızı kesilmiş, TCMB'nın dış borç stoku ise azalmaya başlamış. Buna karşılık özel kesimin dış borç stoku artıyor. Özel kesimin yalnızca dış borç stoku artmış olsa pek bir sorun olmayacak. Stokun GSMH'ya oranını gösteren özel kesim dış borç yükü de artıyor. Yani kamu kesimi ve TCMB'nin dış borçlanmada boşalttığı yeri özel kesim hızla dolduruyor. Eğer özel kesimin kaynakları daha verimli kullandığına inanıyorsak, kamu kesimi yerine özel kesimin dış borçlanma yapmasının daha olumlu olduğunu kabul ederek teselli bulabiliriz. Ne var ki özel kesimin dış borçlanmasının bu hızla devam etmesi ekonomiyi dış şoklara açık hale getiriyor. Özel kesimin dış borçlarındaki tek olumlu gelişme kısa vadeli dış borçların oranının yüzde 33'e gerilemiş olması.
Geçmişimizin en önemli tartışma konusu kamu kesimi borçlarıydı. Önümüzdeki dönemde tartışacağımız konu ise özel kesimin borçları olacak gibi görünüyor.
(0) Baglanti
Avrupa'nın neresindeyiz?
Avrupa'nın neresindeyiz?
2005 yılı itibarıyla 25 AB üyesi ülkenin toplam GSYİH'sı 14.2 trilyon
dolar. Buna göre AB, GSYİH'sı 13.2 trilyon dolar olan ABD'yi geçmiş,
GSYİH'sı 4.8 trilyon dolar olan Japonya'yı üçe katlamış bulunuyor.
Avrupa'nın en zengin ülkesi 2.9 trilyon dolarlık GSYİH ile Almanya.
Onu 2.4 trilyon dolarla İngiltere, 2.3 trilyon dolarla Fransa ve 1.9
trilyon dolarla İtalya izliyor. Türkiye 381 milyar dolarlık
GSYİH'sıyla 29 ülkeden oluşan AB üyeleri ve 2005 yılında aday
konumunda bulunan ülkeler arasında yedinci sırada yer alıyor. İsveç'i
(377 milyar dolar) geçmiş, Belçika'ya (390 milyar dolar) çok yaklaşmış
durumdayız. Toplam gelir ya da üretim olarak bakıldığında Türkiye,
Avrupa'nın en zengin yedinci ülkesi konumunda bulunuyor.
İş, kişi başına gelir sıralamasına gelince değişiyor. 25 AB üyesi
ülkenin kişi başına düşen ortalama yıllık geliri satınalma gücü
paritesine göre 30.654 dolar. AB, kişi başına geliri 45.850 dolar olan
ABD'nin de kişi başına geliri 33.405 dolar olan Japonya'nın da
gerisinde bulunuyor. Avrupa'nın kişi başına gelirde en zengin ülkesi
75.980 dolarla Lüksemburg. Onu 42.051 dolarla İrlanda, 38.121 dolarla
Danimarka ve 37.859 dolarla Hollanda izliyor. Türkiye'nin kişi başına
geliri 9.432 dolar. Türkiye bu kişi başına gelirle 2005'teki 25 üyeli
AB ülkelerinden geri olduğu gibi o tarihte aday ülke konumunda bulunan
Bulgaristan (9.825 dolar), Romanya (10.611 dolar) ve Hırvatistan'dan
da (14.934 dolar) geride geliyor.
GSYİH ve kişi başına GSYİH karşılaştırmaları
bize şunu söylüyor: Türkiye ekonomi olarak Avrupa'nın en zengin ülkeleri
arasında, ama Türkler Avrupa'nın en fakir bireyleri.
Emek verimliliği endeksine bakıldığında AB'de 100 olarak alınan indeks, ABD'de
136.1, Japonya'da 92.6 olarak çıkıyor. Yani AB'deki emek verimliliği Japonya'dan
yüksek ABD'den düşük. AB ülkeleri içinde emeğin verimliliğinin en yüksek olduğu
yer Lüksemburg (160.8.) Onu 128.1 ile Belçika, 126.7 ile İrlanda ve 108.2 ile
Holanda ve İtalya izliyor. Türkiye'de emeğin verimlilik puanı 43.9. Bu konuda
Türkiye'den kötü durumda iki ülke var: Bulgaristan (32.9) ve Romanya (39.2.)
Avrupa ülkelerinin bir bölümünde asgari ücret uygulaması yok. En yüksek aylık
asgari ücret 1.922 dolarla Lüksemburg'da. Onu 1.657 dolarla Hollanda, 1.622
dolarla İrlanda, 1.600 dolarla İngiltere izliyor. Türkiye'nin 2005'de uyguladığı
335 dolarlık asgari ücret, Romanya (103 dolar), Bulgaristan 101 dolar), Slovakya
(220 dolar), Portekiz (270 dolar), Macaristan (303 dolar) Litvanya (199 dolar),
Letonya (151 dolar), Estonya (225 dolar) ve Çek Cumhuriyeti'nden (310 dolar)
daha yukarıda. Yani Türkiye kişi başına gelir sıralamasında oldukça gerisinde
kaldığı ülkelerden daha yüksek bir asgari ücret uyguluyor.
Emek verimliliği ve asgari ücret karşılaştırmaları bize şunu söylüyor: Türkler
emek verimliliği açısından Avrupa'da son sıralarda, ama asgari ücret açısından
bayağı yukarılarda.
2005 yılı itibarıyla 25 AB ülkesinde kamu kesimi borç yükü (kamu borç stoku /
GSYİH) oranı yüzde 63.4. Bu oran Avro'yu para birimi olarak kabul etmiş
ülkelerde yüzde 70.8. Oysa avroyu para birimi olarak kabul etmek için uygulanan
Maastricht kriteri bu oranın yüzde 60'ı aşmamasını koşul olarak getiriyor. Bu
oran Belçika'da yüzde 93.3, Yunanistan'da yüzde 107.5, İtalya'da yüzde 106.4,
Malta'da yüzde 74.7, Almanya'da yüzde 67.7, Fransa'da yüzde 66.8. Türkiye, kamu
kesimi borç yükünde 2005 yılında yüzde 69.6 oranında bulunuyor. Yani avroyu para
birimi olarak kabul etmiş ve dolayısıyla Maastricht Kriteri'ni tutturması
gereken ülkelerden iyi durumda.
Kamu kesimi borç yükü karşılaştırmaları da bize şunu söylüyor: Kriterler
garibanlara uygulanır, güçlü olanlar kriter mriter dinlemez.
(0) Baglanti
<<Önceki Sayfa |1/2|Sonraki Sayfa>>